Yeme bozuklugu

İnsan doğduğu andan yaşamın son anlarına kadar birçok değişiklik ile mücadele etmeye çabalar. Her yeni güne kendisini adapte ederek geçirir ömrünü. Bazı gereksinimler ise hiç değişmez; Uyku, yemek yeme ihtiyacı, hareket etmek, konuşmak, düşünmek vs. gibi. Bu gün ele alacağımız alışkanlığımız ise yemek yeme düzenimiz üzerine.

Doğduğumuz ilk andan itibaren beslenme hayati önem taşır. Sağlıklı beslenme düzeni, sağlıklı bir hayat yolunda çok önemlidir. Bunu birçoğumuz bilse de kısa süreli ya da uzun süreli sağlıksız yeme alışkanlıkları oluşturabilir, bu sebeple sağlığımızı kötü yönde etkileyebiliriz.

Psikoloji’de “ yeme bozuklukları “ adı altında 3 başlık altında incelenebilen bu alışkanlıklar, bireyin psikolojisi ve çevresel uyaranların faktörü ile yakından ilişkilidir.  Özellikle ergenlik döneminde zaman zaman ergenlik öncesi çocukluk döneminde ortaya çıkan yeme bozuklukları çocuğun gelişimi, sağlık durumu ve psikolojisi üzerinde son derece tahrip edici olabilir.

Peki nedir yeme bozukluğu?

Yeme bozukluğu, bireyin mental ve ya duygusal durumu ile bağlantılı bir bozukluk sebebi ile gerekenden az ve ya çok fazla besin tüketmesine sebep olan olgular bütünü olarak tanımlanır. Yeme bozuklukları psikolojik bir problem olup tedavisinde bir psikolog belki bir psikiyatrist ve diyetisyenin ortak çalışması gerekmektedir. Çoğunlukla hasta ve ailesi kendilerini uzun soluklu bir tedavi sürecine kendilerini hazırlamalılardır. Burada kesinlikle ertelemeden kaçınılmalı ve tedaviye mümkün olan en yakın tarihte başlamalılardır. Genellikle bu bozuklukların ortaya çıkış zamanları 11-16 yaşları arasına denk gelmektedir. Ergenlik öncesi ya da ergenlik dönemi içerisinde olan çocuk çevresel uyarıcılar ve eleştirilere karşı normalden 2 kat daha savunmasız olacağı için bu olumsuz etkilerle baş edebilmeleri oldukça zordur.

Kişinin çevresinde kilo takıntılı ebeveyn ve ya yakın olduğu kişiler varsa, sürekli kilo konuşuluyorsa, çocuk bu konuşmaları içselleştirebilir. Eğer çevreden kendi kilosu ile ilgili birkaç eleştiri ya da olumsuz geri bildirim aldıysa birey üzerinde bir baskı oluşabilir. Bu sebeple kendi vücudu ile ilgili vücut imajinasyonu bozulmaya başlar. Şok diyetler ya da kendisini uzun süreli yemek yemekten mahrum bırakan davranışlar geliştirebilir. Genellikle hatalı diyetler sonrası baş gösteren yeme atakları sonrasında kişiyi strese sokar. Strese giren kişi tekrar yemeye başlar ve böylece kendisini bir yeme döngüsü içinde bulur. Genelde tüm yeme bozukluklarının başlangıcı aynıdır. Uzun süreli açlık sonrası vücut hızlı bir şekilde, düşen kan şekeri ve yoğun hissedilen açlıkla birlikte kişinin kalori açığını kontrolsüzce kapatmaya çalışması ile başlar. Yeme bozukluğu geliştiren kişilerin karakter özellikleri incelendiğinde;

  • Depresyon ve özgüven eksikliği
  • Mükemmelliyetçilik
  • Hayır diyememek
  • Sınır problemleri
  • Duyguları kolay ifade edememek
  • Gereğinden fazla sorumluluk
  • Stresle başa çıkamamak, gibi özellikler örnek olarak verilebilir.

En sık bilinen yeme bozuklukları, Anoreksia Nervoza, Bulimia Nervoza ve Tıkanırcasına Yeme Bozukluğudur (Binge Eating disorder).

Anoreksia Nervoza: Anormal vücut ağırlığı (ideal kilonun yaklaşık 20 kilo altı gibi) ile tanımlanan hayati tehlikeye sahip, çoğu maalesef kişinin yemeye ikna edilememesi dolayısı ile ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Kişi kendisini zayıf olabilmek adına yemek yemeye kapatır. İskelet görünümü belirgin bir hal alsa da kişi kendisini kilolu algılar.

Bulumia Nervoza: Genellikle kişilerin gizli bir şekilde, kendilerini durduramadan kontrolsüz bir şekilde yiyerek sonrasında aldığı kalorilerden rahatsız olup kurtulmaya çalışmasıdır. Genelde dışkılama ağız yolu ile (kusma) ya da lavman, oruç ve ciddi spor gibi hatalı telafi yöntemleri seçilebilmektedir.

Nasıl Şüphelenebiliriz?

  • Ani kilo kaybı varsa
  • Sürekli kilo hesabı yapıyorsa
  • Ciddi spor yapıyorsa
  • Yemeklerin hemen sonrasında tuvalete gitme alışkanlığı geliştirdiyse
  • Sürekli tartılıp kilosu ile ilgili takıntılı sorular soruyorsa, bir uzmana acil şekilde başvurulmalıdır.

Tıkanırcasına yeme bozukluğu: Bu bozuklukta kişi yarım saat ile 2 saat içerisinde bir oturuşta trans halinde, tat almaya odaklanmadan hızlı bir şekilde 5000-6000 kalori alımı yapar. Yeme atakları genelde kişinin çocukluğundan itibaren sıklıkla eşlik etmektedir. Stres ve benlik kaygısı tüm yeme bozukluklarının altında yatan temel sıkıntılardandır. Yeme sonrası hissedilen suçluluk ve utanç oldukça yıkıcı olabilmektedir. Diyet fikri ise başlı başına bir atak sebebi olabilmektedir. Bu bozuklukta kusma ya da telafi yöntemi bulunmamaktadır. Obezite ve fazla kilo alımı bu bozukluğun sonuçlarındandır.

Özetle benlik kaygısı tüm yeme bozukluklarının ortak kaygısı halindedir. Bazı durumlarda kişi hayal kırıklığı ile mücadele etmekten korktuğu için kilosunu istemsizce bir bahane ya da paravan olarak tutmaya devam edebilir. Böylece kendisini farkında olmadan sabote etmeye devam eder. Hayatınız da, çevrenizde ki insanların sizin beden algınız üzerinde etkili olmalarına izin vermeyin. Kendinizi sevin. Kimse için değil kendiniz ve sağlığınız için uzman görüşü almaktan çekinmeyin. Kendi değerinizi hiçbir koşul ya da sebebe bağlamayın. Çünkü ihtiyacınız olan sevgiyi ve tatmin duygusunu ancak ve ancak siz kendinize verebilirsiniz. Kendinizin kaynağı olabilirseniz kimseye, hiçbir duruma ve olaya bağımlılık geliştirmez sadece kendinize güvenebilirsiniz. Hayatta hiçbir sorunun kalıcı olmadığını mutlaka bir çözümü olduğunu eğer yukarıda ki sorunları ya da başka sorunları yaşadığınızı düşünüyorsanız ve ya çevrenizde yaşayan kişiler varsa bir uzmana danışmakta lütfen  geç kalmayın.

Sevgi ile …

Uzman Psikolog

Merve Akdeniz