Resimler makale png 1

Herkese Mutlu Pazarlar

Bu hafta sizlerden de gelen istek üzerine konumuz “Ergenlik Dönemi “ çocuklardaki değişiklikler ve yapılması gerekenler üzerine. Öncelikle Ergenlik dönemi nedir? Kısaca bundan bahsedelim.

Ergenlik, havalı adıyla adölesan dönemi; bireyin gelişim süreci içerisinde çocukluk döneminin bitişiyle birlikte, fizyolojik olarak erişkinliğe ulaşıncaya kadar geçen bir gelişim dönemidir. Bir başka deyişle çocuğunuzun artık “çocukluktan yetişkinliğe “ geçişini temsil eder. Ergenlik dönemi ortalama yaşam süresi göz önüne alındığında oldukça kısa bir zaman dilimini kapsasa dahi, bireylerin ileri yaşamlarını şekillendirmeleri adına oldukça önemli bir süreci ifade eder.

Bu döneme çocuk olarak başlayan bireyler dönemi yetişkin olarak tanımlarlar. Fiziksel gelişimin en hızlı olduğu 2. dönemdir. Fiziksel ve cinsel gelişimin yanında, buna ayak uydurmaya çalışan bir psikososyal değişiklik meydana gelmektedir. Çoğunlukla bu kadar değişikliği anlamlandırmaya çalışan “ergen” çevresi ile de uyum ve iletişim problemleri yaşayabilmektedir.

Ergenlik ruhsal bir süreç olmasına karşın bu süreç fiziksel olarak başlar. Hipotalamustan kalkan uyarılar, Nörohormonal sistemi harekete geçirerek, her iki cinste de hormonların salgılanmasına neden olur. Bu hormonal etkinlik sonucunda “beden hızlı bir değişim ve gelişim sürecine girer” ve giderek yetişkin bedenin özelliklerini kazanır. Çocuk bu değişim karşısında çaresiz ve edilgen konumdadır. Ne yazık ki ergenlik dönemindeki hızlı beden gelişimine, zihinsel gelişim aynı oranda eşlik etmez.

Ergenlik dönemi dünya sağlık örgütünün verilerine göre “10-19” yaş aralığı adölesan grubu temsil ederken, “15-24” yaş aralığı ise gençlik dönemini ifade etmektedir. Bu dönemin kız ve erkeklerde çeşitli fizyolojik belirtileri bulunmaktadır. Erkeklerde ergenlik dönemi belirtileri şu şekilde özetlenebilir;

  • Vücuttaki kemik yapılarında önemli değişiklikler gözlenir.
  • Yağsız vücut kitlesi oluşmaktadır( bunun sebebi testesteron hormonudur.)
  • 25-30 cm arasında boyda uzama
  • Cinsel organda büyüme
  • Sesin kalınlaşması (13 yaş ile beraber )
  • Saçların yağlanması ve kepeklenme
  • Vücut aşırı terleme eğilimi gösterdiğinden keskin vücut kokusu
  • Vücudun belirli bölgelerinde kıllanma

 

Kızlarda durum biraz daha farklıdır. Kızlar ergenlik dönemine erkeklere oranla 2 sene önce girerler. Ergenlik döneminin başlangıcı regl dönemi ile bağdaştırılsa da aslında bu ergenlik döneminin son evresini işaret eder. Kızlarda ergenli dönemi;

  • Göğüslerin fiziksel değişimi
  • Yağ dokusunun erkeklerin vücuduna oranla 2 kat daha fazla olması (sebebi östrojendir).
  • 20-25 cm boyda uzama
  • Vücutta belli yerlerde kıllanma
  • Regl periyodunun oluşumu

 

Ergelik döneminin en önemli konusu kimlik oluşumudur. Kimlik ise “Ben kimim?” sorusuna verilen cevaptır. Ergen bu dönemde 3 temel sorunun cevabını bulmaya çalışır;

  • Sosyal kimlik geliştirme
  • Mesleki kimlik geliştirme
  • Cinsel kimlik geliştirme

Freud, bu dönemde” aileden ayrışma, kimlik oluşumu, orgazm için biyolojik kapasite, doğru ilişki kurabilmek için psikolojik kapasite bu evrede gelişir” der. Erikson’a göre ise ergenler her ne kadar huysuz ve aksi görünseler de , “devamlı bir kimlik hissi, değerler ve amaçlar kazanırlar “der. Bu dönemin diğer belirgin özelliği soyut düşüncenin ve geleceğe yönelik planlamanın başladığı dönem olmasıdır. Birey artık siyasi, toplumsal özetle yaşadığı çevrenin sorunlarına daha duyarlı ve gezegenler ve bilinmeyen dünyalara merakı yani soyut olana karşı arayışı başlamaktadır.

Birçok açıdan bu dönemde bireylerde ani ruhsal değişimler, her şeyi yapabileceğine ve her zorluğun üstesinden gelebileceğine olan inancı sebebi ile “ bana bir şey olmaz” bakış açısı son derce yaygındır. Bu düşüncenin varlığı kişileri adrenalin ve suça bulaşma riskini de beraberinde getirebilmektedir. Öte yandan yeni bir şeyler deneme isteği ve erişkinleri taklit etme sebebi ile madde kullanımı, sigara ve alkol kullanımı gibi zararlı alışkanlıklar edinme riski son derece fazladır.

Madde bağımlılığı risk faktörleri incelendiğinde;

  • Anne – baba ile ilgili ilişki kopukluğu
  • Ailede sigara-alkol kullanımı
  • Ailede çocuk istismarı geçmişinin bulunması
  • Ailede anti-sosyal kişilik mevcudiyeti
  • Kendine güvensizlik
  • Okul başarısızlığı
  • Okul arkadaşlarının madde kullanıyor olması gibi sebepler ergenlik dönemi madde kullanımı açısından oldukça risk barındırmaktadır. Madde bağımlılığı bulunan ergenler, genellikle gergin, huzursuz ve etrafa karşı saldırgan davranışlar göstermektedir. Ders başarıları düşük, şiddet eğilimleri yüksektir.

Epidemolojik yaklaşımlar incelendiğinde özellikle depresyon ve kaygı bozukluğunun kızlarda ergenlik döneminde aşırı yükseldiği görülebilmektedir. Öte yandan Amerika’da ergenlik dönemi ölümlerin sebepleri araştırıldığında 4 ana unsurun ortaya çıktığı gösterilmiştir; “kazalar, intihar, cinayet ve kanserdir. Ergenlik dönemi aynı zamanda birçok kalıtsal ya da sonradan edinilecek ciddi psikiyatrik bozuklukların pik yaptığı bir dönem olarak gösterilmektedir. Bunlardan bazıları, depresyon, bipolar bozukluk, panik bozukluk, OKB,  Anoreksia ve Bulimia Nervoza, Madde bağımlılığı, Antisosyal kişilik bozukluğu ve şizofreni gösterilebilmektedir.

Yukarıda bahsedildiği üzere bu dönem içinde barındırdığı birçok yenilik ve anlamlandırılması gereken değişiklikler sebebi ile son derece hassas ve ileri ki yaşamları açısından da son derece önemlidir. Bu dönemde ergenlerin içinde bulundukları dönemin koşulları sebebi ile kendilerini anlaşılamamış, sürekli suçlanmış ve ya yargılanmış hissetmeleri, çoğunlukla isyankar ya da bunalımlı bir ruh hali takınmaları oldukça normaldir. Fiziki gelişmenin hızlı olması denge problemlerini ve dolayısı ile sık sık sakarlıkları meydana getirebilmektedir. Boy uzaması ve diğer fiziki gelişimlerin hızı sebebi ile bu dönemde tek başınalık ve sık yorulma son derece normal kabul edilmektedir. Sık sık ebeveynlerden “bizim çocuğa-kıza bir haller oldu “ ifadeleri duyulsa da aslında bireyselleşmeye çalışan koca çocukların bolca sabır, anlayış ve çokça da desteğe ihtiyaçları vardır.

Bu dönemde aile desteği ve sevgisi hayatidir. Bunu karşılayamayan çocuklar dışarıya bilinmeyene ve maalesef suça bulaşma riski ile baş başa kalabilmektedir. Bu dönemde ebeveynlerin sabırlı olmaları ve bu dönemin geçici “çocuklarının ise kalıcı“ olduklarının bilincinde olarak hareket etmeleri son derece önemlidir. Gerekli görüldüğü takdirde bu dönemi daha bilinçli atlatabilmek adına bir uzman görüşü almak ya da terapi desteği  ile bireye destek olmak, bireylerin doğru yönlendirilmeleri açısından son derece önemlidir.

Hayat sevdiklerimizle, sevdikçe güzel…

Sevgi ve anlayış ile…